10 Mart 2014 Pazartesi

UNUTTUK SENİ GAZZE

Yeni bir güne uyandın yine yüreğim... 
ellerinden tuttuğun her bir ümidi,sevgiyle bastın bağrına.. 
sormaya meyilli gözlerinle hala o cevabın peşindesin, biliyorum... 
ama yine sus yüreğim! 
sen sus... 



Ve Unuttuk Gittik, Gazze Seni !.. 


Duygularımızı TV ekranlarına bağlamışız, TV ekranı ile gülüyor, TV ekranı ile ağlıyoruz. 
TV ekranları gören gözlerimizin yeğane alış veriş pazarı olmuş durumda. 
Ve unuttuk parçalanmış bedenleri 
ve unuttuk ağlayan anaları ve unuttuk dul kalmış kadınları, 
kimin aklına geliyor dedelerini kaybetmiş yavrucakların buğulu gözleri. 
Ardından bozulmuş bostanları, yıkılmış dört duvarlı kulübeleri 
ve cami duvarların yıkılmış halini, duman tüten yanmış cesetleri, 
dert yurdu ölüm kokan şehrin yazgısını unuttuk. 
Sahi neleri unutmadık ki! Bunu hatırlayalım. 
Bir Kudüs aşkını sattık zihinlerde önceden, 
ihanetin bedelini ödettik güya aklımızca. 
Bir ihanetin bedeli idi gördüklerimiz, ihaneti aramadık kendi özümüzde oysa. 
Ruhul Kudüs gitmedi sadece, elimizden, kalbimizden, Mescidi Haram gitti kollarımızdan. 
Alıp götürdüler. Bir ananın zorla alınmış yavrusunun ardından bakması gibi bakamadık bile… İhanet vardı ve hak ediyorlardı. 
İç dünyamızda yorumu, azdı bile çektikleri! Giden onurumuzdu anlamadık. 
Giden insanlığın geleceği idi nasılda görmedik. 
Ne diyeceğiz ki! Oysa bir nöbet yeri idi Kudüs! 
Size seslenmek istiyorum ey ceddim! 
Bilinç tarlamıza ekilen ihanet düşüncesi tohumları tutmuştur. 
Ondandır belki hemen unutuyoruz. 
Öfkelenme kaynağımız duygusallıktan, duygusal öfke ne kadar sürer ki? 
için öfkelenmek ne demek? 
Kolları kırılan delikanlıların dirsekleri olsa idim. 
Yavrusuna siper olan babaya onu koruyan varil ben olsa idim. Ama ne zamana kadar? 
TV ekranları sönene kadar, bu kadar duygusal öfkemiz. 
Bir imparatorluğu cömertçe yerken, çaresizlik ve ihanet içinde olduğumuzu, 
başkasının üstüne atmak için Araplardan ihaneti gördük diye 
Ortadoğu’nun çiğnenmesine oh çeken bir neslin evlatları olduk. 
Bu sözlerle büyüdük, Coca Cola tabelalarının, 
Marllboro sığarsının dumanlarının koktuğu sokakların kollarında. 
Kırmızı araba düşlerimizle Almanya hayalleri kurarak döndük batıya suratımızı. 
Bin yıllık sınır dostumuz, bin yıllık davalımız oldu birden bire, Arap hainlerden sonra. Unuttuk İstanbul sokaklarında İngiliz askerinin Beyoğlu’nda kadınlara sarkıntılık ettiğini. Maraş, Fransız kokuyordu Sütçü imama kadar. 
Hemen unuttuk olan biteni Gazze yi unutur gibi. 
Ama bizimle yaşayan kardeşlerimize sürülen ihanet yaftasını unutmak zor oldu. 
Siyonist köpek her kurşun sıktığında aklımıza Arapların ihaneti geldi. 
Biraz atlatmışken zihnimize ekilenleri, vahdet yeşerirken aklımızda ama hala unutma alışkanlığımız hâkim dünyamıza 
Ve unuttuk gittik! Çünkü zihin dünyamız bir balçık üzerinde idi. 
Çünkü öfkemizi duygusal zihnimiz besliyordu. 
Duygusal ortam kaybolunca gözlerimizden, unutuyordu zihnimiz. 
Gözle görmek bazen kötüdür. Kalp gözü ve ferasetle görmek gerek çoğu zaman. 
Gazze bizde bir mazi oldu artık. Sahi kim giydiriyor, evlerinde gar dolapları yok olmuş yavruları? Hangi ana bahçesinden marul kopara biliyor sabah kahvaltısında? 
Bir çuval un kaç para sahi? 
Kudüs bir nöbet yeridir. Hicaz bir nöbet yeridir. Bütün müminler için! 
Şimdi bizim yerimize de nöbeti layığı ile tutan 
Filistinli kardeşlerimize dua ve yardım zamanıdır. 
Unutmayın onların çektikleri sıkıntıların tek sebebi, 
o topraklarda Müslüman bir halk olarak yaşamalarıdır. 
Batı vahşi bir şeytanın kuklasıdır. Mabetsiz kalmak savunmasız kalmak demektir. 
Mabetlerin ardından şeytanın hedefi İstanbul’dur. 
Coca Cola içmeyen bir nesil gelmektedir. 
Kollarımız kırılmadan kaldırıp dua edelim; 
Yarabbi Kudüs’ü bize geri çevir 
ve bizleri Kudüs’e sahip çıkabilen güçte bir nesil olarak yeşert… 
Özgür Kudüs’te bir Cuma namazı kılma umudu ile. 

31 Aralık 2013 Salı

GELİN YENİ YILI KUTLAYALIM!


Merak ediyorum! Bugün ile yarın arasında ne fark var. Bu hazırlıklar niye? Müslüman bir ülkede gavurlara benzemenin amacı nedir? Peygamberimizin gavura uymayın onlar gibi olmayın emri nerede? Zenginlik hayalleri ile çocuğun rızkını alıp büyük ikramiye hayali peşinden gitmenin anlamı nedir? Bu Gavurlaşmaktan ve çocuğun rızkını çalmaktan başka ne olabilir? Madem kutlamak diye bir şey içimize soktular. Gelin yılbaşını kutlayalım. Geçmiş yıllarda yaptığımız günahlar için pişmanlık duyup yeni yıla tevbeli girmeyi kutlayalım. Büyük ikramiye hayallerinin çoğumuzun rızkını çalıp başkalarına yedirmenin olduğunu farkına vardığımız için kutlayalım. Hayvanları keserek bayram yapan bir dini aklım almıyor diyenlerin yılbaşında hindi kesip yiyenlerin aslında hayvan severliğin değil dine düşman olduklarının farkına vardığımız için kutlayalım. Müslümanların katledildiğinde barış nutukları atan Avrupalıların barışın sadece lafta olduğu Müslümanlara düşman olduklarını öğrendiğimiz için kutlayalım. Müslümanlığın sadece kimlikte yazılı olmasından ibaret olmadığını, gavurlara benzemenin onlar gibi olmak olduğunu öğrendiğimiz için kutlayalım. Kısaca yeni yıla Müslümanlığımızı sorgulayıp yeni yıla günahsız girmeyi kutlayalım.

Günün Hadisi

HABER BANDI